Türk Oyun Stüdyoları İçin Alternatif Pazarlar

Türk oyun stüdyoları için alternatif pazarlar
Türk oyun stüdyoları için ABD ve Japonya dışında alternatif pazarlar

Bundan iki yıl kadar önce Peak Games’in 1.8 milyar dolara satılması ve bu haberin bütün ülkede yankılanması gözlerden uzak bir alan olan oyun sektörünün yıldızının parlamasını sağladı. Bu parlamayla birlikte başta yatırımcılar olmak üzere sektörle ilgilenme potansiyeli olan herkes oyuna dair bir şeyler yapmaya çabaladı.

Dünyadaki rakipleri bir kenara bırakırsak, ülkemizdeki bütün stüdyolar ABD pazarı ve ona muadil (Japonya) birkaç yeri gözüne kestirdi. Bu pastanın hızla artan stüdyoların hepsini doyurması mümkün görünmüyor. Bugün gelinen noktada hyper-casual alanında şirketler arası rekabet ölümcül bir seviyeye ulaştı. Bu durum, oyun şirketlerinin önümüzdeki yıllarda da ayakta kalabilmesi ve büyümesi için alternatif pazarlara yönelmesi gerektiğini bizlere gösteriyor.

peak-games-zynga
Türkiye’nin ilk unicorn’u: Peak Games

İlk Unicorn’un Doğuşu ve Sonrasında Yaşananlar

Alternatif oyun pazarları önerilerine geçmeden önce kısaca ilk unicorn’un çıkışı ve ardından ülkemizde yaşanan gelişmelere kısaca göz atalım.

  • 3-4 öğrenci/geliştirici bir araya geldi ve oyun stüdyoları kurulmaya başlandı.
  • Yatırımcılar genç oyun şirketlerine yatırım yapmaya başladı.
  • Yayıncılar kapılarının tüm yeteneklere açık olduğunu ilan etti.
  • Üniversiteler ve girişimcilik merkezleri oyun özelinde kuluçka programları ilan etti.
  • Oyun geliştiricilere özel fonlama imkanları sunuldu.
  • Bakanlık ve belediyeler oyun geliştirme merkezleri açılışları yapmaya başladı.
  • Reklamcı, mimar, yazılımcı gibi mesleklere sahip insanlar oyun sektörüne başvurmaya başladı.
  • Seminerler, etkinlikler, kamplar, yarışmalar gibi pek çok dikkat çekici ve ekosistemi geliştirici etkinlikler düzenlenmeye başlandı.
ytu-games-up-1
Peak Games, ülkedeki oyun sektörünün fitilini ateşledi.

Bütün bu yapılanlar Türkiye’de oyun sektörünün iyi bir noktaya gelmesini sağladı. Elbette hala ‘tamamız’ demek mümkün değil fakat özellikle hyper-casual alanında dünya üzerinde hatırı sayılır bir konuma sahibiz. Fakat son dönemlerde pastaya batırılacak çatal sayısı rekor hızla büyürken pasta aynı hızla büyümüyor. Bütün stüdyolar ABD ve benzer birkaç coğrafyayı hedefliyor ve her geçen gün markete koyulan oyun sayısı artıyor. Bu da ölümcül bir rekabet anlamına geliyor. Elbette oyun stüdyoları da en yüksek geliri elde edebilecekleri pazara ulaşma isteğinde haklı. Peki bu durum daha ne kadar sürdürülebilir?

İspanya ve İspanyolca Konuşulan Ülkeler

Bir seri haline getirmeyi planladığım “alternatif pazar önerileri” listemin ilk sırasında İspanyolca konuşulan ülkeler var. Vurgulamak istediğim en önemli nokta bu bölgelerde tutunmak için gerekli püf noktalar ve eğer bu püf noktalara dikkat edilirse İspanyolca konuşulan coğrafyada kalıcı olabiliriz. İspanya ve İspanyolca konuşulan 20 civarı ülkede Türk stüdyolarının tutunması diğer bölgelere göre daha kolay. Bu konudaki tezimi desteklemek için ilk kaynağım Türkiye’de yayın yapan bir Alman basın kuruluşunun bir haberi. Bu haber ve onlarcasını internette kısa bir araştırmayla bulabilirsiniz.

Turk-dizileri-dunyada-cok-izleniyor
Türk dizileri İspanyolca konuşulan coğrafyalarda büyük ilgi görüyor.

Haberde uzun uzun anlatılan konu Türkiye’nin dizi ihracatında Hollywood’dan sonra dünya ikincisi olması. Peki bu bilgi bizim İspanyolca konuşulan coğrafyada işlerimizi neden kolaylaştırsın ki?

Hemen bir başka haberi daha sizlere sunmak istiyorum. Bu haberde de detaylarını ayrıca internette bulabileceğiniz bir olaya dair köşe yazısı mevcut. Geçen yıl oynanan bir Barcelona-Real maçının Infiel (Sadakatsiz) dizisinden daha az izlendiğini rakamlarla ortaya koymuş. Bir Türk dizisi ülkenin en önemli spor müsabakalarından birinden bile daha çok ilgi çekebiliyor. Ayrıca dizinin oyuncularının milyonları bulan hayran kitlelerini olduğundan ve İspanya’daki birçok TV programına katıldıklarından uzun uzun bahsetmiyorum.

Diziler farklı olsa da İspanyolca konuşulan ülkelerde (Meksika’dan Peru’ya kadar) çok ciddi bir Türk dizisi fanatikliği var. Youtube üzerinden Türk dizilerinin İngilizce- Arapça- İspanyolca ve Urduca gibi dillerde altyazılı hallerinin kaçar milyon izlendiğini görebilirsiniz.
(Not: dizi isimlerini kendi dillerine uyarladıkları için Türkçe arama yapmayın)

Sadakatsiz-Infiel
Infiel (Sadakatsiz) dizisi El Clásico’dan daha fazla izlendi.

Oyun sektörü diye başladığımız yazı aslında kültür emperyalizmine ya da soft power denilen diplomatik olaya doğru kayıyor fakat herkesin aklında bazı gerçeklerin şekillenmeye başladığını düşünüyorum. Dayanamadım bir ilginç bilgi daha vereyim. Türkiye’den Arjantin’e geçtiğimiz dönemde kına malzemeleri ihraç edildi! Sebep tam olarak TÜRK DİZİLERİ! Oradaki insanlar Türk ünlülerini merak ediyor, Türkiye’yi merak ediyor, Türkçeyi merak ediyor ve dahası Türk kültürünü merak ediyor. Çok büyük bir kitle bunun farkında bile değil.

İspanya ve Güney Amerika’da hyper-casual alanında neler yapılabilir?

Elbette akıl akıldan üstündür ve bu anlattıklarımdan yola çıkarak benim aklıma dahi gelmeyen mükemmel çözümleri sizler de geliştirebilirsiniz. Yahut çabalamak ve denemek yerine bu işin neden olmayacağını saatlerce anlatabilirsiniz. Ben aklıma gelen ve yapılmasının faydalı olacağını düşündüğüm bazı örnekleri sizler için sıralayabilirim.

  • Her ülkede o ülkede popüler olan/olmuş Türk dizileri için bilgi yarışması oyunu markete sunulabilir. (Bu oyuncu kimdir, adı nedir, kaç yaşındadır, başrol kimdir)
  • Türk dizilerinden aşina oldukları karakterler üzerinden runner-kovalama gibi konseptlerde oyun geliştirilebilir. X karakterinden kaç, Y karakterini yakala gibi.
  • Diziler sayesinde Türkçe öğrenmeye talep çok yüksek. Bu sebeple Türkçe öğretecek İspanyolca-Türkçe kelime oyunlarının kazancı iyi olacaktır.
  • Dizi sahnelerini, aktörleri tamamlama gibi puzzle (bulmaca) oyunları ilgi çekecektir.
  • Türk mutfağı ile Meksika mutfağını karşılaştır oyunu.
  • Türk yemeği yap oyunu.
  • Diziden, aktörlerden vb. uzak bir oyun yapılacaksa bile arka plan, oyun mapi olarak aşina oldukları ögeler kullanılabilir. Örneğin runner (koşucu) oyununda Boğaz Köprüsü’nde koşulabilir. İstanbul Boğaz’ında yüz, Kız Kulesi’nden prensesi kurtar ya da Galata Kulesi’nden halatla sark… Bütün bu simgeler Türk dizilerinde çok fazla kullanıldığı için buralara oldukça aşinalar. Bu da oyunun reklamlarında izlenmeyi ve oyunun indirmesini artıracaktır.
El-Sultan-Muhtesem-Yuzyil
Alternatif pazarlara yönelik yapılan oyunlarda özellikle İstanbul’un simgesi olan öğeler kullanılabilir.

Yukarıda saydıklarım tabi ilk akla gelen şeyler. Bu alanda stüdyoların ve yayıncıların iş geliştirme departmanlarına çok büyük iş düşüyor. Bölgeyi iyi araştırmak, özelliklerini doğru kavramak ve onlara uygun oyunu sunma konusunda daha detaylı çalışmalar yapılmalı. Bu bölgeleri hedefleyecek arkadaşlara en büyük tavsiyem ise oyuna mutlaka İspanyolca seçeneği ekleyin. Çünkü İspanyolca konuşan kitlelerin büyük çoğunluğu İngilizceye hakim değil.

Alternatif Pazarların Oyun Şirketlerine Faydaları

Elbette akla ilk gelen fayda para ve kullanıcı kazanmak olacaktır. Fakat ben bunların yanında farklı pencerelerden de olaya yaklaşmak istiyorum. Örneğin 4-5 arkadaşın bir araya gelip kurduğu bir oyun şirketisiniz hatta belki daha yasal olarak şirket bile değilsiniz. Oyunlarınızı yayınlamak istiyorsunuz fakat publisher pek yayınlamaya değer görmüyor. İşte size fırsat, kendi kendinizin yayıncısı olun. Bu pazarlar hedeflenerek İspanyolca olarak yayınlanacak bir oyun ABD listelerine göre çok daha hızlı şekilde kullanıcı kazanabilir. Belki reklam gelirlerinden zengin olmak zor ama yatırım almak için kendinizi mükemmel bir şekilde ispatlayabilirsiniz.

Orta seviye bir stüdyo olarak casual ve hibrit-casual oyunlar geliştirebilir ve bu oyunlar için sadık uzun dönemli oyuncu kitlesi yakalayabilirsiniz. Bu durum tanınmanın yanında para da kazanmanızı sağlayacaktır.

Büyük bir stüdyoysanız oyun sektörünün en önemli sorunlarından biri olan kalifiye iş gücü eksiğinin farkındasınızdır. Bu bölgelerde oyun yayınlayabilir hatta bu bölgelerdeki küçük stüdyolar ile iş birliği bile kurabilirsiniz. Ayrıca reklam bütçeniz sayesinde ABD pazarı kadar olmasa da milyonlara ulaşacak oyunlarınız ile gelir elde edebilirsiniz.

Artık yazılarımla bu platformda yer alacağım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Köşe yazarı hakkında:


İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 3 yıl iletişim sektöründe çeşitli kademelerde görev aldım. Ardından sektör değişikliği yaparak mobil oyun alanına geçiş yaptım. Şu an bir oyun stüdyosunda Game Designer olarak çalışıyor aynı zamanda Mobidictum için oyun sektörü özelinde içerikler üretiyorum. Yazılarıma dair görüş ve önerilerinizi [email protected] adresinden benimle paylaşabilirsiniz.

5 dakikada sektörü yakala

Oyun dünyasının gündemini, son raporları ve özel içeriklerini her hafta e-posta kutunuza gönderiyoruz.

    Almak istediğiniz bültenleri seçin:

    Spam yok, dilediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Related Posts